| ş é h r´ i k é l a m |
M i r a ´ I.*
''...tüttürülememiş bir cigara
20:13 - 5/4/2008 - İZ' LER ´ {3} - İZ' BIRAK ´*...İKİ ÇEKMECE...*
''...çekmecelerin içinde, leylak ve ölüm...''
I.
büyük kağıtlar koyuyorum aramıza, küçük çizgilerin birleştiği yerden. serçe parmağımın boynuna - biliyorum, üşümesin diye doladığın - bir yakınlığın koynundan geliyorsun. ben. lepiska telaşlar uzatırken, acı ve şarkı ensesinde.
II.
gemiler sönüyor teninde. öyle söylüyor; limanların kırmızı ağıtları. sorular sonra. sorular, aklının hiyerarşik usançları. iç edip denizlerin hırıltısını, iki yakası bir araya gelmez, yolsuz yordamsız cevapların saçlarından asmalı, asmalı.
yazan : y´ tuana. ikibinsekizŞubatdört. 04:01 - 17/2/2008 - İZ' LER ´ {8} - İZ' BIRAK ´*...AKSÜLAMEL...*
sular yükseldi. herhangi bir an'ın tarifsizliğini kollarımda uyutuyorum şimdi. önce, bileklerinden kestiğimiz herhangi bir hayat gibi. herhangi bir gölgesidir, yükselen sulara bırakıverdiğimiz avuntuların. bırakıverdiğin, kalanın. kalanın herhangi bir duvarı gibi yanılsamaların. çarpar. çırpar. dönegelirsin parmaklarının aksak denklemine. toplamından çıkardığın tek sonuç olmalıdır, umursamazlığın. yazan : y´tuana. ikibinyedionbir´i´ağustos. 20:24 - 11/2/2008 - İZ' LER ´ {0} - İZ' BIRAK ´*...EVİRTİM...*unutulunca.
''sevmek'' der biri.
unutulunca.
keskin bıçaklarla ''gülmek''.
bir yarayı gün gibi tutmak kanadında. salıncaklarla örgülerken, inceden nakış. bırakmak öykünden ezbere bir geçmiş'i. geçmiş, değişebilir. değişince bilindik sezgilerin mahali. örtünebilir kimi korkuları. ince, uzun.
uyuyunca.
saatsiz sevişmelerin, öznesiz yüklemleri.
yazan : y´ tuana.
ikibinyediondokuz´u´ağustos. 15:05 - 16/1/2008 - İZ' LER ´ {5} - İZ' BIRAK ´*...ABRE LOS OJOS - I...*
‘’…acının ne kadar sürede, ya da hangi demde karıştığı önemli değildir, içinize. dilim dilim kestirilerek yüzleştiğiniz de, ne kadar güçlü olduğunuz da, yakın ve uzak mesafeli, birbirine eş, kaçıncı savrukluğu ezbere istiflediğiniz de, önemli değildir, içinizde. kim bilebilir ki, belki de… * * hep denediğiniz, hep yenildiğiniz, kaybetmeye ihtisaslı korkularınızla. sahipliğinde olduklarınızın teyakkuzsuz coğrafyasında, kusursuz bir yerli yerindelik dolgusuyla huzurlu beşeriliğinden. dünyanın dengesini sağlamaya çalışan, içgüdüsel kalkanlarınızın yorgun ve yastıksız uykusunda, bir kez daha denemeye yenileceğiniz. sadece daha iyi yenilmek gibi hayati bir kaygıyla. evet, önemli değildir tüm bu anlatıların aslı adına, birbirlerinden rol çalan kelimelerin, fotokopileşmiş birer alışkanlıkları varsa. * * * ´her şey olur, her şey büyür, her şey geçer, hayat kalır.´ önce sözsel sesler öğütülür, notalanmış defterlerin yüzlerine yapıştırılmış etiketlerinde. avuntudur. sanılır. her şeyden çok inanılır. birileri. inanmaya inanır. birkaç zaman fazla itelenirsiniz. her defasında, arkasından gelirsiniz, giderken. geçsin, getirdiklerini gözünüzden gizlice kaçırsın istersiniz. ellerinin çabukluğu, kendisinin bile fark edemeyeceği marifetlerinden biri olsun dilersiniz. hatta; ´hokus pokus´ gibi saçma sapan bir parolayı bile ihtiyaç edinebilirsiniz. ´sihirli bir kadranın satır aralarından düşegelsin, uzanabildiği kadar onun avuçlarındaki yollar olsun, ki yalın ayak düş´e gelmeyi becerebilsin´ diyerek beklersiniz. hiçbir dokusu sizinkine kavuşmaz ya, asla sizi duyamayacağını sanarak anlamlandırırsınız her şeyi. ah, şu anlamlandırma inceliğiniz! yazık, çok. hem de çok incindiniz. ´o kadar önemsizsin ki ´ demelisiniz, incitebildikleri kadar. işte sırf bu yüzden, değmesine izin vermemelisiniz. işte sırf bunun yüzünden, kendinize mağlup bir maske seçiniz. söylemeyecekleriniz tespit edilmişse; her yağmurda biraz daha çeken, orasından burasından çekiştirilen kimliğinizin mat saçları arasında miş´ ve di´ ile süslenmiş kırık bir tarak bırakmaya, sadece beyaz bir mürekkeple nemlendirebileceğiniz ve temizleyebileceğiniz bir ten´e, piyangodan çıkması günden gün´e muhtemel kılınan, kendisine eksik gelen, üç´e mal olan yaşamını, ancak beş´e satabildiğinde beslenebilen, mimiklerine bulaşık, parçalanmış bir çocukluğu ört bas edebilmek için kare as´ındaki yamalı tebessümlerini, hal - i hazrına dikkatlice serpiştiren, yaşlandıkça öldürülemeyecek bir dram´a, birkaç gece kalmak için, yeni bir paragraf boşluğu kiralamaya, gerek duymazsınız. sığ çukurlar açmadınız, küçük bedenlerin ayıklanması olasılıksızdır çünkü toprağınızda. ´hşşş…´ unutturuldunuz. sırrınızdı. mermer bir fısıltıyla üzerini örttüğünüz. anımsatmayınız. hele ki; böylesi bir anımsıda…´´
* * * * ikinci sayfadan : ''...hep, ait olmadığınız yerleri düşlediniz, bu yüzden; sizinle düşlenen her yerde yok bulundunuz siz...´´
* * * Bülent Ortaçgil Yağmur Benimle Oynar Mısın?
* * ´´Ever tried. Ever failed. No matter. Try Again. Fail again. Fail better.´´ - Samuel Beckett. (gülümser etkisi ve esintisiyle.)
* ´´ Abre Los Ojos ( İspanyolca), Türkçe'de ´ Aç Gözlerini´ anlamı taşır.´´
yazan: y ´ tuana. 20:32 - 19/12/2007 - İZ' LER ´ {6} - İZ' BIRAK ´
|
1. Perde´ ''... söz´ün gittiği şehirden ...'' Esas Sahife´ Silüet´ Sahifelerden´ Yazarlar´ Tabut Sözbitti Devrik Cümleler Kelimelerde Mevsimsiz Siyahkahve Koala Kültür Toplumdüşmanı Karakutu Rblkhn' Enkoyu Enkoyu Herkesze İzEdebiyat Dikenli Tel Barbuni DüşLE YasakMeyve Patika Varlık Birikinti Yazımhane Zifir Dışarıdakiler Yazı Değirmenleri Sözcükler Bohem MaviMelek Tuzluk Telve Aylak P.a.t! Serlevhalar´ ´M i r a ´ I. ´*...İKİ ÇEKMECE...* ´*...AKSÜLAMEL...* ´*...EVİRTİM...* ´*...ABRE LOS OJOS - I...* ´*...DAHA İNCE...* ´*...KAYIP KELİMELER ATLASI...* ´*...İÇİMDEN SESLENDİ TANRI...* ´*...ADIMLA...* ´*...SOLA...* ´*...POETA...* ´*...ES...* ´*...VAHŞİ OLAN RÜZGAR/DI/R...* ´*...ÇOCUKLAR GİBİ / I...* ´*...RÜYA...* ´*...BİR DEVAM FİLMİ...* ´*...DÜŞ BOZUMU...* ´*...AKİSLER / I & II...* ´*...SENSİZ İSTANBUL´A DÜŞMANIM...* ´*...ŞARKILARIN VAR...* ´*...BU ŞEHRE SONBAHAR GELDİ...* ´*...NÜSHALAR...* ´*...USLANMADIM...* ´*...BİR,İKİ,ÜÇ VE NOKTA...* ´*...YİRMİDÖRDÜNCÜ NÖBET...* |