k ı s ı k a t e ş t e


‘’...bu bir tekrar, evet… sayıklamanın yüzyıllar önce efsaneleşmiş diyalektleri arasında mekik dokuyan.

Aslında sadece biricik ömrüne bilediği, lakin sayısız ömrün paragrafında sivrileşerek, her defasında bir mucizeyi gerçekleştirmekten mütevellit; nasırlaşmış ellerinden dökülsün üstat:

'...işte, her düş' ün peşine bir şarkı takıyorlar, düş gidiyor, peşi sıra şarkı da, birden paramparça oluşunu görüyorlar düşlerin... her düşle bir şarkıyı yakıyorlar, şarkılar yakıyorlar; şarkılar onları yakıyor sonra...'

- yılmaz odabaşı.


Küçük ve çelimsiz adımları vardır ya tüm iç geçiş/me/lerinin... Bir bebeğinki kadar eski. Ayarını her daim sadece kendimizin duyabileceği sınırlarda oyaladığımız fısıltılardır onlar... Güttüğümüzü düşünürken, tuhaf bir farkındasızlıkla güdüldüğümüz her biri tarafından... Hem de denklemini bozmaya asla cesaret edemeyeceğimiz sayısallarda sürmektedir iç/lem/leri.

Gün’ü en erken’e sabitlediğimiz kadrajlarda, onlarla rastlaşmak kaçınılmaz gibidir neredeyse… Saatin upuzun saçlarını, uykusuzlukla çekiştirmişken ve artık buna bir son vermenin ertelenmiş gereksinmelerinde, bir de hemen ardındaki rutin tempolarınızda, yavaş yavaş yoklamaya başlar usunuzun mevsimi henüz değişmemiş, hala gecede olan dairliklerini…

Belirsizliğe tahammülü olmayanları, her anlam’a – ki; çoğu zaman anlamsızlıklara da – bir renk kuşandırma telaşı içinde yorulanları, mesken tutarlar en fazla…

Sanki gölgenizi, ucuz’a kiralamış gibi hissedersiniz bir an… Takip etmekten, bir adım beride istikamet ederler çünkü… Ayrı kutupların, çekimi Tanrısal hesaplaşmalarında… Devreye sözümona giren mantık önermelerinin gerçekliğini inkar edecek; hatta yok edecek kudrete sahip olmaları, belki de bu yüzdendir…’’


yazan : y´tuana.
onyedi, ikibinsekiz'i.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !